Kahvaltı Kulübü

Detaylar

The Breakfast Club
Nerden İzlenir?
Google Play Movies
Apple TV Store
Amazon Video

1980'lerin gençlik sinemasını şekillendiren filmler arasında John Hughes'un bu başyapıtı, onlarca yıl sonra bile tazeligini yitirmeyen ender eserlerden biri olarak yerini koruyor. Bir Cumartesi sabahı, birbirinden tamamen farklı beş lise öğrencisi, ceza olarak okul kütüphanesinde saatlerce bir arada kalmak zorunda kalıyor. Spor takımının yıldızı, popüler prenses, içine kapanık yalnız kız, asi ve saldırgan zorba, bir de her şeyi bilen nerd. Dışarıdan bakıldığında bu beş insan arasında hiçbir ortak nokta yok; zaten okulun koridorlarında birbirlerine hiç yaklaşmamışlar, belki de yaklaşmayı akıllarından bile geçirmemişler. Ama kapalı bir mekânda, denetçilerinin gözlerinden uzakta, saatler ilerledikçe maskeler düşmeye başlıyor. Hughes, burada son derece zekice bir şey yapıyor: Gençliği romantize etmek yerine onun gerçek ağırlığını sahneye taşıyor. Aile baskısı, sosyal kimlik korkusu, yanlış anlaşılma duygusu, kendini ispat etme çabası... Bunların hepsi, birkaç saat içinde kütüphanenin duvarlarına çarpıp geri dönüyor. Film, hem komik hem de derinden sarsıcı anlara eşit ölçüde yer açıyor. Karakterler arasındaki gerilim ve alışveriş öyle doğal bir ritimle ilerlıyor ki izleyici bir noktada kendini o kütüphane masalarından birinde oturur gibi hissediyor. Çünkü Hughes aslında lise öğrencileri hakkında bir hikaye anlatmıyor; toplumun insanlara yapıştırdığı etiketler ve bu etiketlerin altında sıkışıp kalan gerçek kimlikler hakkında konuşuyor. Bugün izlendiğinde bile bu konuşmanın ne kadar güncel olduğu şaşırtıcı.

Puan: 7.7/10
Oy Sayısı: 8,724
Yayın Tarihi: 15 Şubat 1985
Süre: 1 saat 37 dakika
Orijinal İsim: The Breakfast Club
Ülke:

US

United States of America
Popülerlik:9.6249
Bütçe:1.000.000,00 $
Hasılat:51.530.442,00 $

Medya

Oyuncular

Yazar ve Yönetmenler

Yorumlar

movieforlife

07 Ağustos 2026

9/10

Bir zorba, bir inek, bir asosyal gotik, bir güreşçi ve bir popüler kız; disiplin cezası yerler ve bir cumartesinin 9 saatini okulda hiçbir şey yapmadan oturarak geçirmek zorundadırlar. Ceza boyunca başlarında olan Richard hoca, gününü bu moronlarla ziyan edeceği için üzgündür. Bu 5 arkadaş, 9 saatin sonunda çıkarken teslim etmek üzere kendileri hakkında bir kompozisyon yazmak zorundadırlar. Film, bu uzun 9 saatin bu beşliyi nasıl etkilediğini anlatır. *John Hughes*, beş sosyal klişeyi bir kütüph...

aneye kilitleyip seyirciye şu sert soruyu sorar: ***Bizi biz yapan şey kendi tercihlerimiz mi, yoksa ebeveynlerimizin ve toplumun üzerimize yapıştırdığı etiketler mi?*** İzlenmesi elzem olan en iyi gençlik filmlerinden biri. 18 yaşın üzerindeyseniz uçarak gidin izlemeye. **SPOILER İÇERİR!** Film öyle güzel ki izlerken ***"Kesin favorim şu olur, şundan da nefret ederim."*** dememe rağmen 95 dakikanın ardından baktım ki içeride kötü kimse yok. Filmin başında film bize ***"Bakın, Andrew örnek bir gençken John ise şerefsiz bir zorba."*** dedi, ben de bunu dinledim. Muhtemelen herkes böyle izledi zaten başta. Karakterler zamanla kendilerini döktükçe tek bir favorim olmadığını, hepsinden parça parça özellikler taşıdığımı fark ettim. Sanki o beş ruhun toplamı benim özümü oluşturuyormuş gibi. Bu beşliyle arkadaş olmak için nelerimi vermezdim. Bir de ***Ölü Ozanlar Derneği***'yle arkadaş olmak isterdim. Düşünsenize. ***Neil, Todd, Charlie, Knox, Steven, Gerard*** ve ***John, Brian, Allison, Andrew, Claire*** ekibiyle arkadaşsınız. Hayattan daha ne istenir ki? Filmde hoşuma gitmeyen bir iki şey vardı. Andrew'ın babasını hiç sevmedim. Hani oğlum sporda başarılı olsun, derslerinde iyi olsun diye temennilerin olur, bunu anlarım. İnsan tabii ki evladının iyi özelliklere sahip olmasını ister. Ancak gidip de oğlum zorba olsun, serseri olsun diye bir temennin olmaz ya. Sen hırgür çıkaran bir piçsen lisede oğlun da öyle olmak zorunda mı lavuk? O kadar üzgün ki Andrew elemana yaptıkları için. Şaka gibi bir baba. Empatisiz bir piç. Kendini hiç hayal etti mi o çocuk yerinde acaba? O çocuk nasıl annesinin babasının karşısına geçip olanları izah edecek? Nasıl diyecek ki ***"Beni evire çevire dövdüler, donumu indirdiler, kaba etimi bantladılar."***? Keşke o çocuk da cezaya kalanlar arasında olsaydı da Andrew'le ilişkilerinin düzelişini izleyebilseydik. Bir diğer sevmediğim husus da John. Filmlerdeki bu ***"Sevilmeyen çocuk kötü yola düşer."*** alışkanlığından bıktım usandım artık. Sevilmeyen birisi ilgi arar, sevgi arar. Birine aşık olmayı ve ömrünün sonuna dek ondan sevgi almayı bekler. Sevgiden uzak bir evde büyüyen insan, hırgürden nefret eden biri olarak büyür. Huzursuz evin gürültüsü bitmediği için bu insanların en sevmediği şeylerin başında gelir gürültü, kavga, yüksek ses. Sevilmeyen insan gidip sağına soluna sataşmaz, insanların kalbini kırmaya uğraşmaz. Kalbi kırık insan, kalbini onarmanın yollarını arar; başkasınınkini kırmanın yolunu değil. John zorba olsun diye zorlanmış senaryoda bence. Gotik kız öyle çok yalan söyledi ki finalde halen acaba dediği ne doğrudur diye düşünüyordum. Popüler kız pek bana geçmedi, popüler kızlarla arkadaş olmak için yırtınmak zorunda değilsin yani. Bana en geçen kişi Brian'dı. Güncel olarak o akademik baskıcı ebeveynlere sahip olduğumdan en çok seni anladım belki de Brian. Diğerleri halt etmiş; en beyefendileri, en yakışıklıları sendin. Senle sıra arkadaşı olmayı isterdim. Neticede üzüm üzüme baka baka kararır, zekanı bulaştırırdın belki bana. Belki de ben tembelliğimi bulaştırırdım, bilmiyorum. Ancak üzümün üzüme bakarak karardığı bir gerçek. John herkesi esrara başlattı sonunda. Umarım tek dozdan sonra bağımlı olmuyorlardır. Bağımlı oluyorlarsa şayet, finalde mutlu dostlar olmanızın anlamı yok. Zira John, hepinizin hayatına sıçmış oluyor bu durumda. Filmi izlerken ***nemfomani*** ve ***frijit*** diye iki yeni kavram öğrendim. ***Nemfonami*** anormal derecede cinsel istek duyan azgın kadınları, ***frijit*** ise anormal derecede cinsel istek duymayan kadınları anlatıyormuş. Tabii ki sadece kadınları fişledikleri için bu tabirler günümüzde kullanılmıyormuş, en azından kullanımı hoş görülmüyor. Bence bu tabirleri belli bir cinsiyete atfetmeden kullanmaya devam etmeliyiz. Aşırı istekli ve aşırı isteksizliği karşılayacak bir tabir yok çünkü başka. Film, kelime hazinenizi de geliştiriyor işte; daha ne bekliyorsunuz bir filmden? Oyuncu kadrosu da mükemmel, gözünüz gönlünüz bayram ediyor. Film çekilirken Judd Nelson (John) 25, Ally Sheedy (Allison) ve Emilio Estevez (Andrew) 22 iken Anthony Michael (Brian) ve Molly Ringwald (Claire) ise 16 yaşındaymış. Brian zaten küçük gösteriyordu, cidden reşit birine benzemiyordu ancak Claire nedense yetişkin biriymiş gibi göründü gözüme. Kızlar gerçekten erkeklerden önce büyümeye başlıyor, gözle görülen bir somut kanıtı da bu. ***Kahvaltı Kulübü,*** ergenlikteki yalnızlığın ve anlaşılmama sancısının evrensel olduğunu, popüler kültürün en klişe figürlerini bile derin birer trajik karaktere dönüştürerek anlatmayı başaran zamansız bir psikolojik dram. Yorumun sonunu Brian'ın kaleminden çıkan o muhteşem mektupla kapatmak istiyorum. *Sayın Bay Vernon,\ Her ne yanlış yaptıysak bunun için koca bir cumartesimizi cezalı geçirmek zorunda olduğumuzu kabulleniyoruz ama bize nasıl biri olduğumuza dair bir kompozisyon yazdırdığınız için delisiniz. Bizi zaten görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz, en basit terimlerle, en uygun tanımlarla. Ama şunu öğrendik ki her birimiz bir beyiniz. Ve bir sporcuyuz, ve bir çatlağız, bir prensesiz ve bir suçluyuz. Bu, sorunuzu cevapladı mı?* *Saygılarımızla,* *Kahvaltı Kulübü* ***07/08/2026 - 11:55*** ***9/10***

Benzer Filmler

Sık Sorulan Sorular

Kahvaltı Kulübü filmi 1985 yılında gösterime girmiştir.

Kahvaltı Kulübü filminin süresi 1 saat 37 dakika (97 dakika).

Kahvaltı Kulübü filmi Komedi, Dram türlerinde yer almaktadır.

Kahvaltı Kulübü filmi TMDB'de 8.724 oy ile 7.7/10 puan almıştır.

Kahvaltı Kulübü filmi Türkiye'de şu platformlarda izlenebilir: Google Play Movies, Apple TV Store, Amazon Video.